İçeriğe geç
Tüm yazılar
Yaşam

24 Nisan 2026

1 dk okuma

Dikkat: elimizdeki en değerli sermaye

İçerik üreticisi olmanın çelişkisi: işiniz dikkat istemek, ama aynı ekosistem sizin dikkatinizi hedef alıyor. Tüketim-üretim oranı ve sıkılmanın değeri üzerine.

#Dikkat#Odak#Alışkanlıklar

İçerik üreticisi olmanın az konuşulan bir çelişkisi var: işiniz, insanların dikkatini istemek üzerine kurulu; ama aynı ekosistem, sizin dikkatinizi de hedef alıyor. Üretmek için oturduğum masada, beni tüketmeye çağıran onlarca kapı açık. Bu yazı, o masada verdiğim mücadelenin notları.

01Tüketim ve üretim oranı

Kendime basit bir soru sorarak başladım: bugün kaç saatim tüketmekle, kaç saatim üretmekle geçti? İlk haftanın sonucu utandırıcıydı. Ama asıl ders oranın kendisi değildi; yönün önemiydi. Aynı bir saat, izleyerek geçtiğinde geride hiçbir iz bırakmıyor; üreterek geçtiğinde ortada bir şey kalıyor. Gün sonunda yorgunluk aynı; kalan farklı.

02Bildirimler pazarlık kabul etmez

Telefonumda artık yalnızca insanlardan gelen bildirimler açık: aramalar ve mesajlar. Uygulamalardan gelen hiçbir "gelişme" gerçekten acil değil. Acil olsaydı, bir uygulama değil bir insan haber verirdi. Bunu yapmak büyük bir fedakârlık gibi anlatılır; değil. Kapattıktan iki hafta sonra fark ettiğim tek şey, hiçbirini özlemediğimdi.

03Sıkılmak bir girdi

En iyi fikirlerim masa başında gelmedi: yürürken, duşta, kuyrukta beklerken geldi. Sıkıntı, zihnin kendi kendine konuşmaya başladığı an. Üretici işlerdeki ham madde de büyük ölçüde o konuşma. Her boşluğu telefonla doldurduğunuzda o konuşma hiç başlamıyor; girdisi olmayan zihinden de çıktı çıkmıyor.

Bunların hiçbiri yeni bir fikir değil ve ben de her gün beceremiyorum. Ama pusulayı sade tutuyorum: dikkatim sınırlı bir sermaye ve onu başkalarının metriklerine değil, kendi işlerime yatırmak istiyorum.

Paylaş

Yazan

Ömer Öztürk

Kişisel kanalımda iç seslerimi, AI kanalımda generative AI, vibe coding ve yapay zekâyla kurduğum girişimleri paylaşıyorum.